Ekonomik kriz nasıl derinleştirilir?
Küresel finans krizi Türkiye'nin de gündemine bomba gibi oturmuş durumda. Medya dur durak bilmeden krizi konuşuyor, her kafadan farklı bir ses, farklı bir senaryo çıkıyor. Felaket tellalları ortalıkta kol geziyor. Kriz rating yapıyor, rant yapıyor. Ne kadar kötü olursa o kadar iyi! Birileri krizin etkileri ile boğuşurken, birileri de sanki ekmeğine yağ sürmeye çalışıyor.

Küresel ekonomiyi kıskacına almış bir krizden Türkiye'nin etkilenmemesi diye birşey tabii ki söz konusu değil. "Kriz gerçek değil", "bize bir şey olmaz", "bizi teğet geçer" gibi yaklaşımları savunmak da öyle. Ancak, kendini gerçekleştiren kehanete dönüştürmek istercesine de üzerine körükle gitmenin anlamı ne? Bakın ekşi sözlük'te nasıl tanımlamışlar kendini gerçekleştiren kehaneti:
"insanlar bir durumu gerçek olarak tanımladıklarında, o durum günün birinde mutlaka gerçeğe dönüşecektir teoremiyle ortaya çıkmıştır. kimi sosyologlara göre bu, bir toplum için hayati derecede önemli ve temel bir süreçtir."Sapasağlam bir şirket için "batıyor" dedikodusu çıkartırsanız, o şirketi gerçekten batırabilirsiniz. Ülkeler için de durum bundan pek farklı değildir.
Medya felaketleri sever. Bunu biliyoruz. Mesela depremler, mesela savaşlar, mesela krizler. Nedenlerini de biliyoruz. Hani köpeğin adamı değil de adamın köpeği ısırmasının bir "haber" değeri taşıması gibi. Aynı şeklilde krizle ilgili "olumsuz" haberler neredeyse "bağıra bağıra" duyurulurken, piyasalarda yaşanan olumlu gelişmeleri aynı tonda duyamayışımız gibi.
Bu kadar mı çok seviyoruz "kötü" haberleri? Ya da inanmaya daha mı eğilimliyiz acaba?
Kimseden gerçeklere dayanmayan uydurma pembe hikayeler beklemiyoruz. Ekonomi uzmanlarının gerçekçi ve samimi görüşlerine sonsuz saygı duyuyor ve dikkatle takip ediyoruz. Ancak bu konuda yorum yapan, haber yapan, kamuoyu üzerinde etki sahibi herkesi biraz daha sorumlu olmaya davet ediyoruz. Bir'i bin yapmayalım. İçinde bulunduğumuz gerçekleri göz ardı etmeden bugüne ve geleceğe biraz daha pozitif bakmaya çalışalım. Krizi fırsata dönüştüreceğiz diye hep beraber içinde bulunduğumuz bu gemiyi batırmaya uğraşmayalım. Kendini gerçekleştiren kehanetin hem aleti hem de kurbanı olmayalım.
Bu konuyla ilgili olarak Referans Gazetesi yazarı Yiğit Bulut'un Big Para'da çıkan yazısını aynen paylaşmak istiyorum. Lütfen sonuna kadar dikkatle okuyun:
Türkiye “krize” girer mi?
Bu soruya cevap vermeden size “finans konusunda yazılmış” bazı sıra dışı metinlerden örnekler vereceğim.
Yiğit BULUT / Referans Gazetesi
Bu “alıntılar” sonrası yeniden soracağım; Türkiye krize girer mi?
Evet bakalım ne demişler “finans-fizikçileri”...
“...Cennet Bahçesi veya kara kutu. Laplace her parçacığın yeri ve hızını bilmesi durumunda kozmosun geleceğini tahmin edebileceğini öne sürdü. Yirminci yüzyılda fizikçiler kuantum teorisi ve bir ölçüde de kaos teorisi sonucunda bu hoş hayali terk ederek, dünyayı bir kara kutu şeklinde değerlendirmeyi öğrendiler. Kutuya giren ve çıkanları görebilir fakat içinde ne olup bittiğini bilemeyiz. Sadece A girdisinin Z çıkışını verme olasılığı hakkında sonuç çıkarabiliriz... Derinlemesine anlaşılması, kuantum mekaniğinin paradokslarının anlaşılmasından daha zor görünen kişisel ve toplumsal bir psikolojidir... Önsezi rüyaların esasıdır... Mikroskopik yerine makroskopik, determinist yerine stokastik bir yaklaşım daha verimli olabilir. Sıcaklık Curie noktası denen belli bir değerin üzerine çıktığında mıknatıs özelliği kaybolur... Fiyat grafiklerinin rastgele süreçlerle tasvir edilmesi grafiklerin mantıksız ve gelişigüzel olduğu anlamına gelmez. Bunlar bize yalnızca tahmin edilemez olduklarını söyler. İngilizcede rastgele anlamında kullanılan “at random” ortaçağ Fransızcası bir tabirden -à random- uyarlanmıştır. Bu terim, atın binicinin kendisini ne kontrol edebildiği ne de gideceği yönü tahmin edebildiği bir şekilde vahşice koşması anlamına gelir...”
Bu noktada duralım ve soralım; “Türkiye kesin krize girecek” diyenler acaba “yukarıda bahsedilen” detaylardan ne kadar haberdar!
Hatırlayın; 2001 krizi öncesinde televizyonlarda “hiçbirşey olmayacak” diyenler ve dolardaki son dalgalanmalarda “2 YTL kesin” diyenler, sonrasında “olanları” algılamakta oldukça zorlanmışlardı. Finans piyasalarında kural kesin; “doğrusal düşünenler” her zaman kaybederler...
Sevgili dostlar, “finans konusunda” yazılmış aykırı metinleri alıntılar ile sorgulamaya devam edelim;
“...Şans, Basit veya Karmaşık... Modern olasılık teorisi kurucularından Rus matematikçisi Andrei Nikolaevich Kolmogorov “Olasılık teorisinin epistemolojik değeri kolektif ve büyük ölçekli değerlendirildiğinde şans algılamasının rastgele olmayan bir düzen oluşturması gerçeğine dayanır” der... Matematikçiler tarafından da onaylanan büyük sayılar yasasının bize dikte ettiği sonuçtur bu. “Eğer rastlantısal bir olay yeteri kadar tekrar edilirse sonuçların ortalaması beklenen değere doğru yakınsar... Çok sıradan rastlantısal bir olayda bile oldukça karmaşık bir yapı ortaya çıkabilir. Kitapta görüleceği gibi, standart teoriler daha basit olan uysal biçimi kabul ederler. Çok sayıda kanıt, piyasaların çok daha hırçın ve ürkütücü olduğunu gösterir...”
Bu alıntı sonrası yeniden soralım; 2001 ve 2008’de olanların “ortak özellikleri” neler? Olaylar aynı şekilde tekrar mı edecek? Dolardaki veya borsadaki dalgalanmalar “nasıl” şekillenecek?
Sevgili dostlar, bir daha soruyorum; “Türkiye kesin krize girecek” diyenler, buna “ABD’deki ünlü profesörler de dahil” acaba ne kadar “haklı” olabilirler! Doğrusal olmayan veya başka bir deyişle “determinizmin” işlemediği bir dünyada “nasıl bu kadar” kesinlik sağlayabilirler...
Sonuç: Onlar öyle diyor ben de “dünya piyasalarının en kötü olduğu günden beri” aynı şeyi iddia ediyorum; en kötüsü geride kaldı! Hatırlayın; Ocak başına kadar sıkın dişinizi demiştim, işte son 15 gündür “finans piyasaları” dahil “algılama” daha bir olumlu!
Son söz: Karamsarlar “kesin” olamazlar! “O dedi, bu dedi” diye “kesin kötü” olacak diye bir şey yok! Doğrusal düşünmeyelim! Ve en önemlisi bilerek “karamsar” olanların tuzaklarına düşmeyelim. Bunu söyleyenin de “ben olduğumu” yani “2007 Kasım’dan beri küresel büzüşme geliyor” diyen biri olduğunu unutmayalım!
Kaynak: bigpara.com Yazar: Yiğit BULUT / Referans Gazetesi
Etiketler: ekonomi, ekonomik kriz, medya, yiğit bulut





0 Comments:
Yorum Gönder
Links to this post:
Bağlantı Oluştur
<< Home